07.08.20 köşe yazısı

Filelefteros gazetesinden Hristalla Hacidimitriu dünkü Barış döneminde savaş başlıklı makalesinde şöyle yazıyordu:
Lübnan bize ne kadar uzak? Zannettiğimiz kadar değilmiş. Patlamayı duyduk, sarsıntısını hissettik... Ardından çıkıp avluda duman var mı diye baktık! Yok! Olamaz. Buralardan olmalı, dedik. Kuzeye doğru baktık. Ay Pavlos, Ay Demet’e doğru baktık. Sonra internete baktık. Patlama Lübnan’daymış, başkent Beyrut’ta. Olur mu öyle şey? Bölgenin haritasını aradık. Gerçekten de açık denize atılmış bir yaprak gibiymiş Kıbrıs. Tıpkı Leonidas Malenis’in şiirinde anlattığı gibi. Türkiye, Suriye, Lübnan… Arada köprü olsa bir günde gidip gelinecek mesafede. Baf’tan Karpaz’a gider gibi. Hatta Larnaka’yla Mağusa’dan Beyrut’a mesafe ondan da kısa.
Onlar da mesafenin bu kadar kısa bir olduğunu bilmiyorlarmış belli ki. Yoksa patlayıcı maddeye el koyduğunda bir ambara depolayıp yıllar yılı bekletmemen gerektiğini duymuş olurlardı. 2500 tonluk nitrik amonyağı 6 yıl boyunca havagazı depolarının yanı başında bekletmişler. Allah muhafaza kazanın olması için daha fazlasına da gerek yok yani. Ama bu kadarı çok fazla. Defalarca bombalanmış ve yeni baştan inşa edilmiş bir kent. Bir kez daha tuzla buz oldu. Sanki atom bombası patlamış ya da aynı anda aynı yerde 200 bomba birden patlamış gibi. Hem de barış zamanında.
Birkaç dakika içinde onlarca ve belki de yüzlerce ölü, binlerce yaralı, binlerce evsiz, paralize olmuş bir kent batmakta. İnsan hatasından, ihmalden, özensizlikten, düşüncesizlikten, bilgisizlikten.
Olayın meydana geliş biçimi şok edici. Neden düşmanca bir saldırı olsaydı insan aklı daha kolay algılayabilirdi. Oysa barış dönemlerinde dahi, özellikle de dünyanın bu her an patlamaya hazır bölgelerinde savaşa hazırlanılıyor.
Kimi zaman da kendi kendini havaya uçuruyor. Kollektif kötülüklere karşı bireysel sorumluluktan söz ettiğimiz bir dönemde. Pandemiyle mücadelede örneğin almakla yükümlü olduğu tüm önlemleri aldığı konusunda ötekine güvenmek zorunda olduğumuz bir dönemde.
Böylesine büyük bir felaketin birileri unuttu ya da ilgilenmeye üşendi veya en nihayetinde üstüne düşen görevi yerine getirmediği için meydana geldiğini kabul etmektense suiksat ya da komplo olduğuna inanmak daha kolay geliyor insana. İş işten geçtikten sonra yıkıntıların arasında “neden” sorusuna cevap arıyoruz. Ama birbirimizin hatalarından ders almadan.

Son Güncelleme: 05 Şubat 2021 - 13:43

Son Haberler

28 Eylül
basın özetleri 28.09.22
15:24
Kasulidis: Yunanistan ve Türkiye arasında çatışma olasılığı, en uzak olası senaryo ancak göz ardı edilmemesi gerek
15:00
Türkiye Milli Güvenlik Kurulu bugün Ege ve Kıbrıs sorunundaki gelişmeler gündemiyle toplantı yapıyor.
14:40
Maliye Bakanlığı Genel Müdürü’nün açıklamaları Sayıştay’ın sert tepkisine neden oldu.
14:38
Maliye Bakanlığı Genel Müdürü: Havaalanlarının yönetimiyle ilgili sözleşmenin yenilenmesi prosedürü yasal ve şeffaftı.
14:34
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg: Rusya'nın nükleer silah kullanması kabul edilemez
14:31
Britanya'nın Kıbrıs sorununu Birleşmiş Milletler himayesinde çözme çabalarına olan bağlılığı devam ediyor.
14:22
Amerika hükümetinden Ukrayna’ya yönelik 1 milyar dolar değerinde yeni yardım paketi
14:18
Baltık Denizi'ndeki Nord Stream doğalgaz boru sisteminin 3 denizaltı hattı büyük hasar gördü.
14:16
Rus yanlısı ayrılıkçılar referandumların sonucunda Rusya'ya katılım lehinde çok büyük yüzdelikler açıkladı.
14:14
27 Eylül
Ekim ayının ilk on günü içinde mevsimlik grip aşısı aile hekimleri tarafından yapılmaya başlanacak
13:51
Petridis: Şu anda havaalanı yönetim anlaşmasının uzatılmaması gerekiyor
13:50
Tüm haberler

Video on Demand