21.08.20 köşe yazısı

Pambos Hralambus – dünkü Alithia gazetesinden – Başlık: Desteğin bir sınırı var
Yunanistan Dışişleri Bakanının Kıbrıs ziyareti vesilesiyle basın ve medyada Türkiye’ye yaptıklarının kendisine pahalıya ödetilmesi marşı başladı gene. Sanki bu Yunanistan ve Kıbrıs Dışişleri Bakanları tarafından yapılabilecek bir şeymiş gibi.
EDEK " Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’ın Kıbrıs’a iş gezisinden sonra vurgulamak isteriz ki çabalarımız Türkiye-AB ticari ve ekonomik ilişkilerinin ve her türlü özel statünün geliştirilmesini önlemeye ve Ankara’yı bedel ödemeye zorlamaya odaklanmalıdır” diyerek Türkiye bizi her kızdırdığında tekrarladığımız bildik teraneyi bir kez daha geviş getirdi.
Daha kısa bir süre önce Avrupa'nın Türkiye’nin tahriklerine karşı Yunanistan ve Kıbrıs'a destek açıklamasını kutlamıştık. Geçen Cuma AB Dışişleri Bakanlarının telekonferansı gerçekleşti ve iki bakanımız, Christodoulidis ile Dendias, orada, Türkiye’ye çıkacak bedeli sormaktan başka bir şey yapmadı.
Aldık dayanışmayı ama gel gör ki Alman basını bunu da "yumuşak reaksiyon" olarak değerlendirdi. Frankfurter Rundschau gazetesinin yazdığı gibi "AB'nin Türkiye'ye karşı bu itaatkâr tutumu yalnız finansal nedenlerden dolayı değil, özünde Erdoğan'ın mülteci politikası korkusundan kaynaklanıyor ve esas olarak Alman Şansölyesi Angela Merkel tarafından temsil ediliyor ".
Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis, son cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesinde, 15/10/17’de “kritik bir anda Türkiye'ye bedel ödetme” konusuna değinmişti. Ve Türkiye’yi etkileyebilme potansiyelinden söz etmişti. O zaman Türkiye’yi etkileyebilecek güçleri ABD, Rusya, AB ve İslam devletleri gibi ülkeler olarak adlandırmıştı.
"Ancak bu ülkelerin etkisiyle Türkiye'nin tutumu değişebilir yoksa kulağıma gelen söylemlerdeki gibi Türkiye'ye ekonomik ve siyasi bedel ödetmekle değil” demiş ve şöyle eklemişti: "Bunlar sadece iç tüketim için söylenen güzel sözlerden ibarettir. Uluslararası çevrenin bir analizine göre Rusya büyüklüğünde bir ülke Türkiye’yle milyarlarca dolar değerinde ticari ve askeri işbirliği yapmak isterken ve Amerika, İttifak'ta ciddi çatlaklar oluşmaması için Türkiye gibi bir NATO ortağını kaybetmek istemezken, Avrupa Birliği 80 milyonluk bir pazarı kaybetmemek için Gümrük Birliği'nin genişlemesi yoluyla ayrıcalıklı bir ilişki ararken Türkiye’ye bedel ödetmek ancak şaka olarak söylenebilir.” Üstelik Cumhurbaşkanı o zaman Erdoğan'ın şu anda Birliğin başkanlığını yürüten Merkel'i korkutan şantajcı göçmen politikasını daha hesaba katmamıştı. Gel gör ki adanın siyasi güçleri Türkiye'nin bedel ödemesinde halen ısrar ediyor. Anlayacağınız bildik eski şakaya devam…

Son Güncelleme: 05 Şubat 2021 - 13:43

Son Haberler

15 Haziran
Erdoğan: Yunanistan-Türkiye ilişkileri için sakin bir yıl olacak
09:49
ABD: Kıbrıs'ta iki devletli bir çözüm söz konusu değil
09:48
Dün 1 can kaybı ve 57 yeni vaka kaydedildi
09:47
14 Haziran
Sizopoulos: Geniş kabul gören bir hükümete katılma konusundaki kararı EDEK'in kolektif organları verecek
13:48
Hristou: ELAM geniş çapta kabul gören bir hükümetin parçası olmayacak
13:47
Kyprianou: AKEL'in geniş çapta kabul gören bir hükümete katılımı söz konusu değil
13:46
Anastasiadis, Yunanistan Başbakanı'nın Türkiye Cumhurbaşkanı ile görüşmesi çerçevesinde Mitsotakis ile görüştü
13:45
Basın Özetleri 14.06.2021
13:20
Tüm gözler Erdoğan - Biden görüşmesinde
08:14
NATO zirvesi bugün Brüksel'de başlıyor
08:13
Cumhurbaşkanı Anastasiadis siyasi parti liderleri ile temaslara başlıyor
08:12
Dün 33 yeni vaka kaydedildi
08:11
Tüm haberler

Video on Demand