10.12.20 köşe yazısı

Alithia gazetesi
Pambos Haralambus
İttifaklar zamanında yapılmalı
AB’nin Türkiye’ye yaptırımlar uygulaması konusu artık masada ancak görüşler en azından 10-11 Aralık zirvesi için yüksek beklentilerimiz olmaması gerektiği konusunda birleşiyor. Bunlar olayları takip eden, Avrupa’daki verileri bilen ve AB’nin Türkiye ile ama Yunanistan’la da ilişkilerini tanıyanların görüşleridir. Yunanistan ve Kıbrıs kendiliğinden anlaşılır olanı ve beklenmesi gerekeni talep ediyor. AB’nin bir yandan Türkiye’yi bize karşı olan politikasını değiştirmeye zorlayacak öte yandan da onu cezalandıracak yaptırımlar bekliyoruz. Hatta samimi söylemek gerekirse Türkiye bize karşı olan politikasını değiştirmese de cezalandırılması bizim için daha büyük önem taşıyor bile denebilir. Ama şu an konumuz bu değil, uğraşmayacağız.
Dolayısıyla istediğimiz şey Türkiye’yi bize karşı olan politikasını değiştirmeye ve bizimle olan anlaşmazlıklarını çözmek için masaya oturmaya zorlayacak yaptırımlardır. Hem de bizim koşullarımızla. Rusya’nın Kırım’ı ilhak ettiğinde ona uygulanan yaptırımlara benzer yaptırımlar istiyoruz.
Atina’da çıkan Pazar günkü Kathimerini gazetesinde ELİAMEP Başkanı ve Paris Sciences Po Uluslararası İlişkiler Okulu Profesörü Lukas Tsukalis’in konuyu ayrıntılı biçimde ele alan bir yazısı yayınlandı. Türkiye’ye yaptırım uygulanması düşük olasılıklarını değerlendiren Tsukalis yaptırımlar yerine Yunanistan’ın gerçek ihtiyaçlarını irdeliyordu.
Tsukalis “Hiç kuşku yoktur ki Yunanistan yasalara riayet eden, Batı’ya yakın bir Türkiye’yi karşı tarafta, Avrupa ve Asya arasında, Hristiyanlar ile Müslümanlar arasında bir ayrım çizgisinde bulunan bir Türkiye’ye tercih ediyor” diyor ama şöyle ekliyor: “En azından önümüzdeki yıllarda Türkiye’yle ilişkilerimizin hiç de kolay olmayacağını biliyoruz. Kıbrıs’ta ise durum çok daha zor olabilir. Kıbrıs sorununun iki bölgeli iki toplumlu federasyon temelinde çözülmesi olasılığının geriye dönüşü olmayan bir şekilde yitirilmiş olması tehlikesi söz konusudur. Ki bu çözüm en azından teorik olarak müzakerelerin resmi çerçevesini teşkil ediyordu. Ve ne yazık ki bu gelişmede, yaşanan skandallar nedeniyle Brüksel’de ve başka düzeylerde müzakere gücü zayıflayan Kıbrıs Rum tarafının da sorumluluk payı var”.
Dolayısıyla diyebiliriz ki Yunan tarafı ama özellikle de Kıbrıs Ρum tarafı olarak bizler AB ile ilişkilerimizin en iyi döneminde değiliz ki taleplerimizi gerçekleştirebilelim. Türkiye ise AB üyesi olmasa da AB kararlarını etkileyebilecek bir konumdadır. Halbuki Kıbrıs’ın AB’ne üye olduğu ve Türkiye’nin çözüme “evet” demek zorunda kaldığı dönemde dengeler tamamıyla farklıydı.

Son Güncelleme: 05 Şubat 2021 - 13:46

Son Haberler

29 Kasım
Trafik kazası: 41 yaşındaki Spiridonas Zafiriadis hayatını kaybetti
13:36
Omikron varyantı dünyaya yayılmaya devam ediyor
13:35
Erdoğan'dan OECD'ye: Sözde devleti tanıyın
13:34
Hristodoulidis: Cumhurbaşkanlığı Seçimleriyle ilgili niyetlerimi tartışmak için doğru zaman değil
13:33
Basın Özetleri 29.11.2021
12:58
İşgal altındaki bölgelerde göçmen akışı devam ediyor
08:46
Dün 2 can kaybı ve 337 yeni vaka kaydedildi
08:46
Koronavirüse karşı yeni önlemler bugün yürürlüğe giriyor
08:45
Sağlık Bakanı Βilimsel Danışma Kurulu üyeleriyle bir araya gelecek
08:44
28 Kasım
Güney Afrika'dan gelen Kıbrıs vatandaşları karantinaya girdi
14:05
Kathimerini gazetesinin ortaya çıkardığı rapor aşının önemini gözler önüne seriyor
14:04
Veliler ile Bakanlık arasında maske konusunda anlaşmazlık yaşanıyor
14:03
Tüm haberler

Video on Demand