Kıbrıslı Rum Köşe Yazarlarından 21.05.19

Andreas Parashos’un 19 Mayıs 2019 tarihli haftalık Kathimerini gazetesindeki yazısı. Başlık: “Sarı Göl”

19. yy’ın ortalarında Amerika’nın önemli iki gazetesi olan New York World ve New York Journal sansasyon yaratacak skandal kokan haber ve röportajlar kullanarak aralarında sıkı bir rekabete girişmişti. Bunun sonucunda New York Press gazetecileri onlara sarı basın nitelemesini yakıştırdı. O zamandan bu yana “sarı basın” ifadesi literatüre girmiş oldu ve temel deontolojik ilkelere sadık kalmamayı, olayların çarpıtılmasını, okuyucuyu kandırmayı anlatır.
Günümüzdeyse Sarı Basının, kazançla internet ziyareti trafiğinin arasındaki ilişkiden dolayı, sosyal medya araçlarında dipsiz bir kuyuya düştüğü düştüğü kuşku kaldırmıyor. Baş aşağı yuvarlanmanın sonu yok gibi görünüyor. Bununla birlikte beğenmezsek site değiştirme, kanal değiştirme, olmadı, yaşam tarzı değiştirme hakkımız da var tabi. Ancak sarı basın politika, özellikle de Hükümet politikası yapıldığında tehlikeli bir durum alıyor.
Söz konusu durumda Cumhurbaşkanı dikkatleri tiksindirici Kırmızı Göl olaylarından uzaklaştırmak için Türk sondaj gemisi Fatih’in Akama’ya 34 millik bir mesafeye yaklaşması olayını “ikinci bir işgal” düzeyine çıkardı. Bir genel seferberlik ilan etmediği kaldı. Hatta Hükümet konuyu bir dış politika düzeyine getirmekten dahi çekinmedi.
Cumhurbaşkanı bu olayla ilgili olarak hiddetini ifade ettikten sonra, “BM üyesi bir ülkenin bir diğer üye ülke tarafından egemenlik haklarının çiğnenmesine” BM Örgütü tepki göstermeyince de konuyu Romanya’da yapılan Avrupa Konseyi gayrı resmi toplantısına götürdü ama orda da kendine müşteri bulamadı. Bunun ardından Britanya Parlamentosunda, Kıbrıs Rum kökenli bir İngiliz milletvekilinin konuya ilişkin bir sorusu üzerine Bakan Alan Dankan şu cevabı verdi. Bakanın cevabı “tartışmalı alanda sondaj çalışmaları yapılamaz” dedi. Bu cevap Deniz Hukuku Antlaşmasının 74. ve 83. Maddelerinin öngörüleriyle her açıdan uyumluydu.
Lefkoşa’nın hiddeti yanardağa dönüştü. Ama bununla birlikte, olayı izleyen Çarşamba günü Ceyn Hol Lut –gariptir, Lut iki tarafın arasını bulmaya hâlâ ısrar ediyor- Cumhurbaşkanı Anastasiadis’e telefon ettiğinde, Cumhurbaşkanı, “BM Şartıyla uyumlu çözüm perspektifleri yaratacak bir diyaloğa girmeye kararlı olduğu konusunda ona güvence verdi. Ünlem işareti! Ansızın Guteres’in altı parametresi müthiş boyutlar kazandı ve dünya haritasına dönüştü. Şimdi artık Anastasiadis’le Kran Montana’da masaya oturmuş olan Guteres, Mogerini ve Dankan onun gerçek niyetlerinden eminler.
“Sarı Göl”ün üzerinden atlayışlar yurt dışıyla sınırlı kalmadı. İçte de kitlesel bir şekilde devam etti.
Ekonomi Bakanı Haris Yeoryiadis geride bıraktığımız Mart ayında istifasını verdi. Ekonomi Bakanının istifası Aralık ayından sonra yürürlüğe girecekmiş.
Adalet Bakanı İonas Nikolau ise polisin, 7 suçsuz insanın hayatına mal olan affedilmez uygulamalarının ortaya çıkmasından 19 gün geçtikten sonra siyasi hassasiyet nedeniyle istifa ettiğini açıkladı. O da Bakanlıktan 1 Haziran’dan sonra ayrılacakmış.
10 Mayıs 2019 günü Başsavcılık Polise Kooperatif Bankasının çöküşüyle ilgili olarak “konuyla ilgili ceza soruşturmalarının acilen başlatılması” talimatı vermişti. 15 Mayıs 2019’da Limasol Ağır Ceza Mahkemesi Ayia Fila Kooperatif Bankası skandalı zanlılarını, Savcılığın dosyayı gerekçelendirmeyi başaramaması nedeniyle, toplam 6 milyon avroyu aşan kötü kredilerle ilgili 100’ü aşkın suçlamadan beraat ettirdi.
16 Mayıs’ta Kıbrıs Bankası yetkililerine karşı açılan 3. davanın sanıklarının duruşmasında Savcılık yeniden erteleme istedi. Yüksek Mahkeme Başkanı Miron Nikolatos’a ise, Kıbrıs Bankası davasına hâkimlik yaptığı sırada kız kardeşinin ve kızının banka hesaplarıyla ilgili anlaşmazlıkların banka idaresi tarafından mahkemeye gitmeden halledilmesiyle ilgili suçlamalar, Paskalya vesilesiyle affedilmiş olsa gerek diye düşünüyorum.
Ama bütün bunlardan önce, “Sarı Göl”e asıl büyük dalışın daha 2014 Eylül’ünde yapıldığını hatırlatmak isterim. Cumhurbaşkanı Anastasiadis, o gün Kostas Kliridis, İonas Nikolau ve Zaharias Hrisostomu’nun refakatinde, Kongre Merkezine gidip bankacılık sisteminin ve ekonominin çökmesine neden olan suçluların tespit edilmesi görevini üstlenmiş 30 ceza soruşturma hakimini, bu görevi yerine getirmede gecikmeleri nedeniyle payladığında. Cumhurbaşkanı o gün şu beyanatta bulunmuştu: “Çok açık söylüyorum. Herhangi bir şekilde suça karışmış olduğu kanıtlanmış herkese karşı devletin hoşgörüsü sıfır olacaktır. Devlet bu tür suçların üstünün örtülmesine asla fırsat vermeyecektir. Kısa süre içinde elimizde sonuçlar olacak”.
O günden bugüne “Sarı Göl”den çıka çıka bir çimento bloğu çıktı. Adaletin cesedi hâlâ aranıyor.



Politis gazetesinden Yorgos Tzivas, 20 Mayıs 2019.
Başlık: Anlamlı seçim kampanyası…

Sütunum küçük, idareli kullanıp önemli şeyleri sığdırmak zorundayım. Belki de böylesi daha iyi çünkü bana değerli olanı öne çıkarma olanağını sağlıyor.
Seçim kampanyası yapmak her siyasi oluşumun hakkı ve işidir. Yapılması gereken budur.
Ama istenen şey çoğunluğu ilgilendiriyorsa eğer, fikirleri ilgilendiriyorsa, o zaman bir mücadeleden söz ediyoruz demektir. O zaman yapılan işte, anlam buluruz.
Bundan iki hafta önce Girit’in Hanya kentindeydim. Aleksis Tsipras bir uçtan bir uca Girit’i arşınlıyordu. Benim kaldığım yere de geleceğini biliyordum. Kenti kuşbakışı gören verandamda gelişini bekliyordum. Ev sahipleri, çalışanlar üç gündür onu karşılama hazırlıkları yapıyordu. Sanki kent onların eviymişçesine konuklarına hoş geldine hazırlanıyorlardı.
“Üzgünüm, size oy veremeyeceğim” dedim Tsipras’a. Baktı bana, elimi sıktı. “Kıbrıslıyım” dedim ve bana bir Aleksis gülümsemesi bağışladı. İlerledi, herkesi ayrı ayrı selamladı. Sonra geri döndü. “Kıbrıs’ın neresindensin” diye sordu bana. “Politis’ten” dedim Sizden bir röportaj almak için telefon etmiştim ama çok yorgun olduğunuzu görüyorum”. “Memnuniyetle ama Hanya halkı beni Elena Venizelu stadında beni bekliyor” dedi. Ona canı gönülden başarılar diledim.
Aleksis’le Niyazi arasında nasıl bir benzerlik var? Bu arada bu soruyla niyetimin Niyazi’yi yüceltmek olmadığını da hemen netleştireyim. İkisi de ülkelerinin tarlasına inmiş çoğu insanın ruhunu yetiştirmeye çalışıyor. Yaptıkları ekim, gelecekleri ipotek altına konan gençlerin geleceğini ilgilendiriyor. İkisinin de eline çamur bulaşmamış. Argümanlarla inşa ediyorlar her şeyi. Her ikisi de, ne kadar da tahrik edilse de, küfretmiyor çünkü buna ihtiyaçları yok. Bu tipteki bir demokrasiye inanmıyorlar. Her ikisi de çoğunluğun gücünü birleştirme yolunda hareket ediyor. Karşı yakadaysa Mitsotakis, azizlerin ve ordu komutanlarının izinden gitmekle meşgul. Geçmişin Yunanistan’ından ve halkın malını çalıp çırpan azınlıktan görüntüler koyuyor ortaya.
Niyazi kitaplarında milliyetçiliğin suçlarını çoktan yazmıştı zaten. Şimdiyse Kıbrıslı Rumlar ona gülümsüyor, Kıbrıslı Türkler de cevap vermeye hazırlanıyorlar. “Seninleyiz, Erdoğan’ın ve milliyetçilerin görmesi için seninle birlikte taşıyoruz yurdun bayrağını” diyorlar. Bir tanesi gelecek için en önemli Başbakan, diğeri gelecek için en önemli aday. Türkiye’den aday olma izni aldığını söyleyenler de var. Desinler, O, yeniden birleşmeyi savunan Kıbrıslı Türkleri seçim sandıklarına taşıyacak.



Haravgi gazetesinde aday Profesör Niyazi Kızılyürek’le yapılmış kısa bir röportaj:

Soru: Yapılan milliyetçi seçim kampanyalarını da göz önünde bulundurarak, etnik bölünme ve şüphecilikle mücadelede nasıl bir çizgi izlemeyi düşünüyorsunuz?
Cevap: Etnik bölünme ve şüpheciliğe yol açan milliyetçiliğe karşı verilecek cevap Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin ortak mücadelesidir. Tarih, ortak vatan bilincinin geliştirilmesini şart koşuyor. Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk milliyetçiliği bugüne kadar Kıbrıs’ın insanlarına onu herkesin ortak vatan olarak görmesine izin vermedi. Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk milliyetçliği Kıbrıs Elendir ve Kıbrıs Türktür sloganlarıyla, onlarca yıl boyunca ortak, vatan algılayışını yok etmek için çalışıyor.
Günümüzde ise ortak vatan bilinci güçleniyor. Bu da milliyetçilere verilecek en iyi yanıttır.
Soru: Aşırı sağın politik ve ideolojik bir güç olarak tanık olduğumuz yükselişine cevap olarak siyasi doğruluğa, hümanizme ve etik değerlere başvurmak yeterli midir?
Cevap: Hümanizme başvurmak aşırı sağa karşı mücadelede son derece önemli bir rol oynuyor. Aşırı sağın ırkçı algısında “alt” ve “üst” halklar mevcut. Bu algı hümanizme gönderme yaparak bozulabilir. Yani bütün insanların eşit olduğuna, bütün medeniyetlerin değerli olduğuna, insanların nerede yaşıyor olurlarsa olsunlar hassas ve savunmasız olduğuna. Ancak, böylesi bir etik yaklaşım tek başına yeterli değildir elbet. Buna paralel olarak bu düşüncelerin, tüm demokratik güçlerin yer aldığı bir mücadeleyle desteklenmesi şarttır.
Soru: Günümüz koşul ve verileri altında sizce Solun önerisi ne olmalıdır?
Cevap: Kıbrıs’ta Solun vazifesi bütün demokratik güçleri federal Kıbrıs için verilen mücadelede bir araya getirmektir. Bu bağlamda Kıbrıs Türk solu ile Kıbrıs Rum solunun işbirliği tarihsel bir öneme sahiptir. Milliyetçilik karşıtı güçlerden oluşan bir cephe, Solun insiyatifiyle inşa edilebilir.
İnsan haklarına saygı, dayanışma, adil toplum, farklılıklara saygı, iklim değişikliğinin yarattığı sorunlara cevap ve çevrenin korunması gibi temel ilkeler, ülkemizde de Avrupa’da da Solun başlıca değerleri olmalıdır.

 



Alitia gazetesi, Alekos Konstandinidis, 19 Mayıs 2019. Başlık: Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilan edilmemiş savaş…

Yunanistan Milli Savunma Kurmaylığından açıklanan bilgilere göre 2018 yılında Türk ve Yunan savaş uçakları arasında meydana gelen hava kapışmalarının sayısı 128’di. 2019’un Ocak ayından bugüne kadarsa bu sayı şimdiden 123’ü buldu. Türk ve Yunan uçakları birbiriyle çarpışırken hakiki cephanelik kullanmıyorlar. Ama bu çarpışmalar için kullanılan kelime “aeromahia” yani hava çatışmasıdır.
Çarpışmalar Ege Denizi üzerinde Türk savaş uçaklarının Yunan hava sahasını ihlaliyle başlıyor. Meydana gelen bunca hava çatışmasına rağmen bugüne kadar ciddi bir sıcak olaya sebebiyet verebilecek bir kaza olmadı. Ama bu risk, kısa bir süre önce bir Yunan gazetesinin de yazdığı gibi, gitgide daha da artıyor. İki komşu ülkenin arasındaki bu hava çatışmaları, tarihi bakımdan, dünyada bir örnek teşkil ediyor. Dünyanın başka hiçbir yerinde hiçbir ülkede benzeri bir durum yaşanmıyor. Yani barış döneminde savaş uçaklarının hava çatışmasına girmesi olayına benzer bir olaya, ardından da, ülkenin Kurmaylığının, çatışmaların sayısını açıklaması gibi bir duruma başka yerde rastlanmıyor. Bu hava çatışmalarında kan dökülmüyor yani kansız gerçekleşiyor. Bilmem kullanılması gereken tabir bu mudur? Ama iki komşu arasındaki “ilan edilmemiş bu savaş durumu, ifadenin geniş anlamıyla kansız değil. Yani bedelsiz değil. İki ülke sonu olmayan bu rekabet nedeniyle savunmalarını güçlendirmek için dev rakamlar harcamak zorunda kalıyor.
Söze son verirken dikkatleri bir noktaya çekme ihtiyacını hissediyorum. Kıbrıs sorununun çözümü Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunların çözümüne de ciddi ölçüde katkı yapabilir. İki ülke, nereye çıkacağını kimsenin bilmediği bu hava çatışmaları döneminden çıkabilir ve yeni bir çağa başlayabilir. Arzu edilmeyen çarpışmalar riski taşımayan, yeni bir döneme başlayabilirler.

Son Güncelleme: 05 Şubat 2021 - 13:36

Son Haberler

24 Temmuz
Devlet Sağlık Hizmetleri Basın Sözcüsü: Ülkedeki pozitiflik oranı sabitleniyor.
14:00
Kıbrıs Pediatri Derneği başkanı: Koronavirüse karşı en önemli silah aşılanmadır.
13:58
Meteoroloji Dairesi, sağanak yağışlar ve şiddetli rüzgarlar sebebiyle sarı alarm yayınladı.
13:57
Maliye Bakanı: Moody’s'in Kıbrıs'ın kredi notunu yükseltme kararı son derece önemli ve olumlu bir gelişme
13:54
Moody's, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kredi notunu "B-B-2"den "B-B-1"e yükseltti.
13:52
Türkiye, Güvenlik Konseyi’nin Maraş’la ilgili başkanlık açıklamasını reddettiğini açıkladı.
13:51
Güvenlik Konseyi, Türkiye’nin ve Kıbrıslı Türklerin Maraş’taki eylemlerini kınadı ve geri alınmalarını istedi.
13:50
23 Temmuz
Vatandaşların randevusuz aşı merkezlerine olan ilgisi yüksek olmaya devam ediyor.
16:19
Avrupa Konseyi Başkanı: Türk tarafının Maraş’ın bir kısmının açılmasıyla ilgili açıklamaları, gerginliği arttırıyor.
16:18
Britanya, Güvenlik Konseyi’nin başkanlık açıklamasında, Türkiye’nin ve sahte devletin ismine yer vermeyi kabul etti.
16:16
Lefkoşa, Güvenlik Konseyi'nin Maraş'la ilgili başkanlık açıklamasından dolayı memnuniyet ifade etti.
16:15
Karusos: Kıbrıs’ın hedefi, 2030 yılına kadar elektronik araçların yeni kayıtlarının 36 bine ulaşması
16:14
Tüm haberler

Video on Demand